Amerikalılar’a sakız çiğnetip rekor kırdı!

Perfetti Van Melle Türkiye, İstanbul’daki fabrikasından ABD’ye gerçekleştirdiği sakız ihracatını son 2 yılda yüzde 50 oranında artırdı. Şirketin ihracatı 466 milyon TL’yi buldu.

Amerikalılar’a sakız çiğnetip rekor kırdı!

 

Necla Dalan(ndalan@gazetevatan.com)|07 Mayıs2017Pazar-2:30|Son Güncelleme:07.05.2017-2:30

Perfetti Van Melle Türkiye, İstanbul’daki fabrikasından ABD’ye gerçekleştirdiği sakız ihracatını son 2 yılda yüzde 50 oranında artırdı. Şirketin ihracatı 466 milyon TL’yi buldu.

Vivident, Mentos, Big Babol, Chupa Chups, Brooklyn ve Center Fresh markalarıyla sakız ve şekerleme sektörünün lider firmalarından olan Perfetti Van Melle Türkiye, ihracatta önemli bir başarıya imza attı. Şirketin 2016 yılında gerçekleştirdiği ihracat 466 milyon lirayı bularak bir önceki yıla göre yüzde 10 arttı. 2007 yılından bu yana İstanbul İhracatçı Birlikleri’nin “Hububat, Bakliyat, Yağlı Tohumlar ve Mamülleri” kategorisinde verdiği ihracat ödüllerinde her yıl birincilik  kazanan Perfetti Van Melle Türkiye, İstanbul Esenyurt’ta bulunan 2 üretim tesisinden ihracat yaptığı ülke sayısını 79’a çıkardı. Şirketin en fazla ihracat yaptığı ülke ABD olurken, Avrupa Birliği ülkeleri de önemli ihracat pazarları arasında yerini aldı. Perfetti Van Melle Türkiye, İstanbul’daki fabrikasından ABD’ye gerçekleştirdiği sakız ihracatını son 2 yılda yüzde 50 artırdı.

 

2017 şeker yılı olacak

Perfetti Van Melle Türkiye, Vivident markasıyla 2017’de sakız pazarındaki liderliğini korumayı ve şeker pazarında büyümeyi hedefliyor. Perfetti Van Melle Türkiye Pazarlama Müdürü Çiğdem Tüzüner Serim, “Sakız pazarındaki lider markamız Vivident ile 2017‘de de mevcut pozisyonumuzu korumayı hedefliyoruz. Özellikle ambalaj konusundaki yenilikleri yakından takip ediyoruz. Global stratejimiz doğrultusunda, bu yıl Türk tüketicisine inovatif ürünler ve yepyeni ambalaj konseptleri sunmaya devam edeceğiz” diye konuştu.

Şeker pazarının sakız pazarına göre özellikle son iki yıldır, yaklaşık 2 kat daha fazla büyüme gösterdiğini söyleyen Serim, “2017 yılında da şeker pazarında büyümenin bu hızla devam edeceğini ön görüyoruz. Global şeker markalarımız Mentos ve Chupa Chups’un tüketicinin beğenisine sunacağımız katma değeri yüksek yeni ürün çeşitleriyle, büyüyen bu pazardan en yüksek payı almayı hedefliyoruz” dedi.

 

 Bin kişi istihdam ediliyor

PerfettI Van Melle Türkiye, 1.000’den fazla çalışanıyla Esenyurt İstanbul’da bulunan 7 bin metrekarelik tesiste üretim, 9 bin 300 metrekarelik diğer tesiste paketleme faaliyetlerini sürdürüyor. 791 milyon TL cirosu olan Perfetti Van Melle’nin lokomotif markası Vivident, sakız pazarının lideri konumunda, aynı zamanda sakız kategorisinin en büyük segmenti olan “tatlandırıcılı sakız” segmentinde de yüzde 44’lük pay ile liderliğini koruyor. Vivident ürün gamında 50’dan fazla çeşit, Mentos ve Chupa Chups markalarında toplam 30 çeşit ürün yer alıyor. Vivident 45 Dakika Şerit ve Vivident Extra Cüzdan, Mentos Nane Stick ve Mentos Choco Stick, Chupa Chups Crazy Dips ve Chupa Chups Melody Pops şirketin en çok satan markaları olarak öne çıkıyor.

 

 732 milyon liralık sakız pazarı var

 PerfettI Van Melle Türkiye’nin verdiği bilgiye göre, Türkiye’de sakız pazarı 11 bin tonluk hacme sahip. Bu 732 milyon TL’lik parasal değer anlamına geliyor. Pazar, 2015 yılına göre 2016 yılında ciro bazında yüzde 4.7 büyürken tonaj olarak aynı seviyede kaldı.

 

ETİKETLER

perfetti van melle vivident mentos

Devamı...
İK’nın temelinde çalışan bağlılığı olmalı

İnsan Kaynakları Fonksiyonlarının birbirine entegre olduğunu söyleyen Perfetti İnsan Kaynakları Direktörü Kasım Korun, önceliğin çalışanların bağlılığı üzerinde olması gerektiği vurguluyor. Eğitim geçmişi ile İK’yı birleştiren Korun, “şirket için sürdürülebilir bir İK stratejisi hem sürdürülebilir büyüme hem de yetenek gelişimi için önemli” diyor.

Hacettepe Üniversitesi Matematik Bölümü’nden mezun olduktan sonra Ekonomi Yüksek Lisansı yapan Perfetti Van Melle İnsan Kaynakları Direktörü Kasım Korun, bu dönemde katıldığı eğitimlerle İnsan Kaynakları dünyasıyla tanıştığını anlatıyor. Üniversitedeki bölümü matematik olsa da her zaman sosyal alanlara meraklı olduğunu anlatan Korun, yüksek lisansı sırasındaki araştırma ve norm kadro çalışmalarının ardından Pusula Eğitim ve Yönetim Danışmanlık ile tanıştığını paylaşıyor. Buradaki çalışmalarıyla İK’yı tanımaya başlayan Korun, yaklaşık 20 yıllık kariyeri boyunca İK’nın farklı alanlarında çalışma fırsatı bulduğunu kaydediyor. Korun,

İK stratejilerini oluştururken çalışan bağlılığı ve sürdürülebilir bir yetenek havuzunun olmasına büyük önem verdiklerini belirtiyor ve Perfetti Van Melle bünyesinde buna yönelik gerçekleştirdikleri çalışmaları aktarıyor.

Eğitim sonrasında İK ile ilk buluşmanızı ve çalışmalarınızı anlatır mısınız?

Okulun hemen ardından tanıştığım eğitim yönetim danışmanlığı şirketinde yedi yıl boyunca çalıştım. Burada işin mutfağında başlayarak bu alanı sevdim. Eğitim ve yönetim danışmanlığı benim gerçekten bu işi sevip sevmediğimi ya da bana uygun olup olmadığını anladığım bir yer oldu. Çünkü hem birçok uluslararası ve yerel büyük kuruma eğitimler veriyordu hem de İK projeleri ve İK Yönetim danışmanlığı yapıyordu. Eğitimler hazırladım, danışmanlık projelerine destek verdim. Belli bir süre sonra ben de eğitimler vermeye başladım. Oldukça güzel eğitimler verdik ve böylece kendimi geliştirme imkanı buldum. Fakat danışmanlık şirketinde de çalıştığım dönemde İK dünyasındaki çevrem bana her zaman işin tersinden başladığımı, mutlaka işin şirket tarafını da görmem gerektiğini söylediler. Böylece 2004 yılında Avon Kozmetik’ten aldığım teklifi kabul ederek "masanın diğer tarafına” geçmiş oldum. Satış eğitim departmanının yöneticisi olarak; satış eğitim, saha eğitim müdürü olarak oraya geçtim. Orada bir eğitim departmanını şekillendirdik. Ardından Nestle’ye geçtim ve Satış İK İş Ortağı olarak çalışmaya başladım.

7 yıl boyunca Nestle’de önce Satış İK Müdürü olarak sonra ise Operasyonlardan Sorumlu İş Ortağı olarak çalıştım. Tüm fabrikalardan ve tedarik zincirinden sorumluydum. Aynı zamanda Endüstriyel İlişkiler Müdürü olarak çalıştım.

Sendika ilişkileri, müzakereler gibi çalışmalar yapıyorduk. İK’nın pratiği, operasyonel çalışmaları, günlük İK uygulamaları ve stratejileri anlamında da Nestle’de çok şey öğrendim. 2015 yılında ise Perfetti’den İK Direktörlüğü pozisyonu için bir teklif aldım. Değerlerimle ve vizyonumla oldukça uygun olduklarını görüp buradaki görevimi yürütmeye başladım.

ÇALIŞAN TARAFINDA BURADA YARATTIĞIMIZ IKLIM HER GÜN ONLARIN KEYİFLİ ŞEKİLDE İŞE GELMELERİNİ SAĞLIYOR MU? ONLARI BU ŞİRKETE BAĞLIYOR MU? HAYATA GEÇİRMEK İSTEDİKLERİ VİZYONLARINI BU ŞİRKETTE HAYATA GEÇİREBİLİYORLAR MI? VE MEMNUNİYETLERİ KÜÇÜK DE OLSA SÜREKLİ ARTIYOR MU? O NEDENLE İK’YA BU TEMELDE BAKIYORUM.

İK’nın daha çok eğitim tarafından geliyorsunuz. Eğitimin ardından İK’da ilerlemeye nasıl karar verdiniz? Sizi etkileyen ne oldu?

Belki de benim kişisel gelişime olan tutkum... Eğitimci bir ailenin çocuğuyum. Bizim aile değerlerimizde her zaman kendini geliştirmek, yeni bir şeyler öğrenmek ön plandaydı. Ben de açıkçası sürekli kişisel gelişimime önem veren, yeni kitaplar okuyan ve bunu kendime nasıl uygularım diye düşünen biriydim her zaman. Özellikle üniversite yıllarımda sosyal bilimler de ilgimi çekiyordu. İK bu değerlerime hitap etti ve bu işi yaparken keyif aldığımı hissettim. Yeni bir şeyler öğrenmek ve bunları insanlarla paylaşmak çok önemliydi. Eğitim verdiğim dönemler bu durum bana çok keyif verdi. İnsanların kişisel gelişimine küçük ya da büyük katkı sağlamak, onlarla bir şeyleri paylaşmak ve bunu paylaştıktan sonra insanların size olumlu geri bildirim vermeleri teşekkür etmeleri çok değerliydi.

Sizce İK’nın asıl dinamikleri nedir? Bir İK departmanının nelerin üzerine kurulu olması gerektiğini düşünürsünüz?

İK uygulamaları ya da İK Müdürü olarak başladığım dönemde eğitimden geldiğim için her zaman eğitim ilk plandaydı. Fakat şunu gördüm zamanla, bunlar entegre sistemler. Bunun temelinde birincil olarak çalışanın bağlılığını sağlamak var. Bütün İK fonksiyonları buna hizmet ediyor. Bunları birbirinden koparmaya başladığınızda çalışan memnuniyeti de bağlılık da etkilenmeye başlıyor. Diğer taraftan ise şirket için asıl olan sürdürülebilir sonuçlar ve verimlilik. Performansların iyiye gitmesi ve uzun vadeli sürdürülebilir İK havuzuna sahip olunması önemli. Dolayısıyla ben her zaman için bu iki ana etmeni bir arada tutmaya çalışıyorum. Öncelikle şirket için sürdürülebilir bir İK stratejimiz var mı? Bu hem şirketin performansı, kârlılığı, maliyetleri açısından hem de ileriye yönelik yeteneklerin geliştirilmesi açısından gerekli çünkü. Öte yandan çalışan tarafında ise hakikaten burada yarattığımız iklim her gün onların keyifli şekilde işe gelmelerini sağlıyor mu? Onları bu şirkete bağlıyor mu? Hayata geçirmek istedikleri vizyonlarını bu şirkette hayata geçirebiliyorlar mı?

Ve memnuniyetleri küçük de olsa sürekli artıyor mu? O nedenle İK’ya bu iki temelde bakıyorum. Bu iki temelde bakarken de tüm İK fonksiyonlarının aslında bu iki faktöre de etki ettiğinin farkındayım. Ama bazen şirketlerin önceliklerine göre, şirketin ihtiyaçlarına göre bazı fonksiyonları daha öne çıkarmanın gerekliliğini de görüyoruz. Benim için en keyifli olan şey açıkçası şirkete sürekli yeni yetenekler kazandırmak, bunları geliştirmek ve uzun vadede bunların şirketin kritik yerlerinde görev aldığını görebilmek.

İK uygulamaları ya da İK Müdürü olarak başladığım dönemde eğitimden geldiğim için her zaman eğitim ilk plandaydı. Fakat şunu gördüm zamanla, bunlar entegre sistemler. Bunun temelinde birincil olarak çalışanın bağlılığını sağlamak var. Bütün İK fonksiyonları buna hizmet ediyor.

Y Kuşağinın belli beklentileri var. Şirkette daha fazla esneklik bekliyorlar. Çalışma saatlerinde esneklik, yan haklardaki esneklik gibi. Buralara yönelik iyileştirmeler yapmaya devam ettik.

Siz Perfetti’ye geldikten sonra bu bakış açınızla hangi çalışmaları gerçekleştirdiniz?

Buraya geldikten sonra öncelikle bir durum analizi yaptık. Perffetti Van Melle Türkiye İK’ya yatırım yapan bir şirket. Çok iyi uygulamaları geliştirmiş ve bunları uygulamış bir geçmişi var. Geldiğimde bütün bir durumu inceledim. Pozitif yapılan şeyleri nasıl ileriye götürebileceğimizi düşünmeye başladık hep birlikte. Bunun için şirketin insan kaynağını inceledik. Burası çok genç bir şirket.

Bin yüz kişilik bir çalışan sayımız var. Üretimde çalışan 800 operatörümüz bulunuyor. Yapıya baktığınızda bunların büyük bir çoğunluğunun Y kuşağı olduğunu görüyoruz. Dolayısıyla buradaki stratejimizi belirlerken biraz önce söylediğim iki etmen çok önemliydi. Yani çalışan bağlılığı ve memnuniyetini sürekli artırmak ve şirket için performansı sürekli iyileştirici modeli oluşturmak. Y Kuşağı’nın belli beklentileri var. Şirkette daha fazla esneklik bekliyorlar. Çalışma saatlerinde esneklik, yan haklardaki esneklik gibi. Buralara yönelik iyileştirmeler yapmaya devam ettik. İkincisi ise dijitalleşme üzerine çalışmaya başladık.

Dijitalleşme için neler yaptınız?

İnternet sitemizi yeniden yapılandırdık ve daha genç insanlara hitap edecek bir hale getirdik. Operatörlerimize yönelik performans sistemimiz vardı ve kağıt kalem şeklinde olan bir sistemdi. Bunu daha objektif verilere dayalı elektronik ortama aldık. Daha sonra satışla ilgili bir hedef sistemi kurduk.Satıştaki arkadaşlarımızın anahtar performans göstergelerini online bir sistemde takip ediyoruz. Onlardan bu online sistem üzerinden sürekli bilgi alıyoruz. Bu sistem hem iş sonuçlarını ölçtüğümüz hem de bir takım davranışsal yetkinlikleri ölçtüğümüz bir sistem. Daha sonra yine yeteneği geliştirmek için burada eğitim programları vardı ama bu eğitim programlarını bir çatı altında toplayarak yeniden yapılandırdık. Bunun adını da “Career Kitchen” yani Kariyer Mutfağı koyduk. Bu programı da yine Y Kuşağı’nı etkileyecek simülasyonlarla eğlenceli bir şekilde Bilgi Üniversitesi ile birlikte hazırladık. Çünkü burada ekibimizin yaşının genç olması nedeniyle kişisel gelişime çok önem verdiğini biliyoruz. Biz de eğitimi bir-iki günlük sistemler olarak görmektense başı sonu olan bir haftalık on günlük çeşitli modüllerden oluşan ve bir üniversite çatısı altında olan programlar olarak düşündük. Satış Akademisi programını Career Kitchen kapsamında devreye aldık. Liderlik Akademisi ile bu programa önümüzdeki yıl da devam edeceğiz.

Programı neden bu şekilde isimlendirdiniz?

Bu çalışmaların genel adının Career Kitchen olması bizim çalışanlarımızdan aldığımız geri bildirim doğrultusunda oldu. Perfetti’de çalışanlar burayı kariyer mutfağı olarak görüyor. Kendi kariyerlerini geliştirmek için önemli bir fırsat olarak değerlendiriyorlar. Biz de bu doğrultuda onların kariyerlerini daha tatlı hale getirebilmek için, ürünlerimizle de bağlantılı olarak bu Career Kitchen markasını eğitimlerimizle entegre hale getirdik. Ayrıca bu kapsamda üniversitelerden 3., 4. sınıf ve yeni mezun arkadaşlarımıza staj olanakları sağlamak için de çalışmalar yapıyoruz.

Bu program çerçevesinde üniversitelerin farklı bölümlerinden bizim farklı departmanlarımıza uzun vadeli stajyerler alıyoruz ve belli bir staj yapıldıktan sonra da oluşan iş fırsatlarında da bu arkadaşları değerlendiriyoruz.

Bu çalışmaları işveren markası adına stratejik bir planla mı gerçekleştiriyorsunuz? Sizce bu kavram neden bu kadar önemli?

Bizim için iki şekilde önemi var. Bir tanesi açıkçası bizim markalarımız çok ön planda ve tüketiciye birinci elden ulaşıyor. Vivident, Mentos, Chupa Chups gibi... Kurumsal ismimiz biraz daha geri planda kalıyor. Şu anda şirketimiz bu anlamda daha fazla anlatmak istiyoruz. İşveren markası çalışanın aidiyeti için çok önemli. Çalışanlar iyi şirketlerde, kendi değerlerine yakın şirketlerde çalışmak istiyorlar. Bu şirketlerin de belli değerleri ile bilinmesi onların günlük hayatta daha fazla gurur duymasına neden oluyor. İkincisi de tabii ki ciddi bir rekabet var. Bu rekabet de yeteneği kazanmak için. Yetenekler de seçimlerini yaparken şirketleri daha iyi bilmek ve anlamak istiyorlar. Sosyal medya son dönemde bunun için çok önemli ve biz o mecraları aktif olarak kullanıyoruz.

 

Devamı...
Perfetti Van Melle Türkiye ye, Çevre Yönetim Sistemi ve İş Sağlığı ve Güvenliği Alanında Uluslararası Onay

Perfetti Van Melle Türkiye ye, Çevre Yönetim Sistemi ve İş Sağlığı ve Güvenliği Alanında Uluslararası Onay

Sakız & Şekerleme sektörünün öncü şirketi Perfetti Van Melle Türkiye, yıllardır sürdürdüğü toplam kalite yolculuğunda, önemli bir başarıya daha imza attı.

Ürün ve hizmet kalitesini, 2003 yılında dünya çapındaki ISO 9001 Kalite Yönetim Sistemi Sertifikası ve 2006 yılında ISO 22000 Gıda Güvenliği Kalite Yönetim Sistemi Sertifikası ile tescilleyen Perfetti Van Melle Türkiye, Aralık 2012’de ISO 14001 Çevre Yönetim Sistemi ve OHSAS 18001 İş Sağlığı ve Güvenliği Yönetim Sistemi sertifikaları ile ödüllendirildi.

Kalite Politikasında taahhüt ettiği “Tüketicilerine değer katacak yüksek kaliteli, keyifli ve yaratıcı ürünleriyle” dünya liderliğini hedefleyen Perfetti Van Melle, asla ödün vermediği “Tüketicilere hijyenik ve güvenli gıda sunmak ve maksimum müşteri memnuniyetine ulaşmak” olarak tanımladığı Gıda Güvenliği Politikası ile de kalite yaklaşımını kanıtlamıştır.

Perfetti Van Melle Türkiye Genel Müdürü Christian Reinier Rijnsdorp, “Sakız Şekerleme sektöründe kalite açısından öncülüğümüzle, örnek bir kuruluş olma unvanımızı pekiştirmek için var gücümüzle çalışmaktayız. Tüketicilerimize, çalışanlarımıza, topluma ve çevreye kattığımız değeri, yenilikçi yönetim anlayışı ile sürdürülebilir gelişme ekseninde sürekli ve belirgin bir biçimde artırma kararlılığındayız. Uzun süredir devam eden çalışmalarımızın sonucunda, 2012 yılı içinde Çevre ve İş Sağlığı & Güvenliği Politikalarını oluşturduk.  Her iki yönetim sistemini hayata geçirmiş olmaktan da büyük bir gurur duyuyoruz. Çevre Yönetim Sistemimizin tescillenmiş olması, çevreye olumsuz etkileri azaltmak amacıyla çıktığımız bu uzun yolculukta, bize cesaret veriyor. İş Sağlığı ve Güvenliği Yönetim Sistemi ise,  mükemmeliyetçi yaklaşım ile yürüttüğümüz operasyonun ve hizmet kalitesi çıtasını sürekli yukarıya taşıma hedefimizin bir sonucudur.” dedi.

ALINAN BELGELER HAKKINDA

ISO 9001:KALİTE YÖNETİM SİSTEMİ

Bugünün dünyası çok küçülmüş, enformasyon, teknoloji ve iletişim alanındaki büyük gelişmeler toplumları kıyasıya bir rekabete ve her geçen gün yeni gelişmelerin yaşandığı ekonomik bir yarışa itmiştir. Rekabetçi ve esnek pazarlarda ayakta kalabilmek, tüm sektörlerde müşteri ihtiyaç ve beklentilerine uygun mal ve hizmet üretiminin sağlanmasıyla gerçekleşebilecektir. Bu da, kuruluşlarda, tasarım aşamasında başlayarak üretim, pazarlama ve satış sonrası hizmetlere kadar tüm aşamaları kapsayan ve sürekli gelişmeyi hedefleyen Kalite Yönetim Sisteminin uygulanmasıyla mümkündür. Günümüzde Kalite Yönetim Sistemi konusunda ISO 9000 Kalite Sistem Standartları 1987 yılında yayımlandığı tarihten itibaren en fazla ilgiyi ve uygulama alanını bulan milletlerarası standartlar haline gelmiştir.

ISO 22000:GIDA GÜVENLİĞİ YÖNETİM SİSTEMİ

Bir gıda zincirinde hammadde temininden başlayarak, gıda hazırlama, işleme, üretim, ambalajlama, depolama ve nakliye gibi gıda zincirinin her aşamasında ve noktada tehlike analizleri yaparak, gerekli yerlerde kritik kontrol noktalarını belirleyen ve bu noktaları izleyen herhangi bir problemi henüz oluşmadan önleyen sistemin korunmasını sağlayarak belirli normlara uygun güvenilir gıdaların üretilmesini sağlayan, her ölçekteki kuruluşa uygulanabilen, bir gıda güvenliği sistemidir.

Ürünü tüketen tüketicinin birinci isteği, gıda üretiminde güvenliktir. Bu güvenliği sağlayabilecek bir parametre kullanılmalıdır. Bunu sağlayabilmek için ISO 22000 Gıda güvenliği Kontrol Sistemi kullanılması gereklidir. Bununla birlikte ürünün sadece küçük bir miktarının analiz edilmesi, verilerin yetersizliğine sebep olabilir. Tüm prosesleri sistematik bir şekilde ele alan önleyici yaklaşıma sahip bir metoda ihtiyaç duyulur. Bu aşamada Gıda Güvenliği Yönetim Sistemi bütün bu ihtiyaçları karşılar

  • Muh­te­mel teh­li­ke­le­ri ön­le­ye­rek gü­ve­ni­lir gı­da üre­til­me­si ve müşteri­ye ulaşma­sı­nın sağ­lan­ma­sı,
  • Ürün ka­yıp­la­rı­nın azal­tıl­ma­sı,
  • Ma­li­yet­le­rin azal­tıl­ma­sı,
  • Et­kin bir oto-kont­rol sis­te­mi­nin uy­gu­lan­ma­sı­nın sağ­lan­ma­sı,
  • Müşteri ta­le­bi ol­ma­sı,
  • Ti­ca­ret ko­lay­lı­ğı­nın sağ­lan­ma­sı,
  • Ya­sal mev­zu­ata uy­gun­lu­ğu­nun sağ­lan­ma­sı için bu sis­tem uy­gu­lan­ma­lı­dır

ISO 14001: ÇEVRE YÖNETİM SİSTEMİ

Kuruluş ile ilgili bütün çevresel konuları saptamaya yönelik, planlı ve koordine bir çalışmadır. Şirketler faaliyet, ürün ve hizmetlerinin çevre üzerindeki etkilerini kontrol altında tutmak için tedbirler almak ve en önemlisi aldıkları bu tedbirleri denetleyerek sürdürmek zorundadırlar.

Çevre Yönetimi Neleri Kapsar?

OHSAS 18001: İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ YÖNETİM SİSTEMİ

OHSAS 18001, iş kazalarını ve meslek hastalıklarını en aza indirmek; İş Sağlığı ve İş Güvenliği ile ilgili yasal yükümlülükleri yerine getirmek isteyen işyerleri için karşılanması gereken asgari şartları içeren bir sistemdir. Sistem, kuruluşlar için aşağıdaki faydaları sağlamaktadır: 

  • Kuruluşun bütün kademelerinde çevrenin korunması için taahhüt ve bilinçlenme
  • Kaliteli bir çevre elde etmek için tasarlanmış bir organizasyon
  • Kontrollü prosesler aracılığıyla kaliteli bir çevre elde etmek için planlama
  • Çevre Yönetim Sisteminin gelişmesini sağlayacak periyodik denetimler ve gözden  geçirmeler
  • Çevresel konularda motivasyon ve eğitim
  • Bütün prosedür, dökümantasyon ve ekipmanların düzenli kontrolü
  • Kendi hatalarından ve şikâyetlerden ders alan ve hataların tekrarlanmasını önleyecek şekilde prosedürlerin değiştirilmesini sağlayan bir sistem
  • Gerekli tüm detayların kaydedilmesi
    • Risk analizleri yapılarak, tespit edilen olası risklerin azaltılması
    • Yasal gerekliliklerin sistematik takibi
    • Çalışanların eğitilmesi ve bilinçlendirilmesi
    • Kazaların & meslek hastalıklarının azaltılması/ önlenmesi
    • İş / çalışan  performansının arttırılması
    • Ekonomik kayıpların önlenmesi
    • Rekabet ortamında avantaj
    • Maliyetlerin azaltılması
Devamı...
Perfetti Van Melle Türkiye, Investors In People (IIP İnsana Yatırım Yapanlar) Sertifikasını alan ilk şirket oldu!

Perfetti Van Melle Türkiye, Investors In People (IIP İnsana Yatırım Yapanlar) Sertifikasını almaya hazırlanan ilk gıda şirketi oldu!

İnsana Yatırım (IIP) Sertifikası için çalışmalara başlayan  Perfetti Van Melle Türkiye,

çalışanları için taşıdıkları potansiyeli gösterebilecekleri insan odaklı bir gelişim ve yönetim kültürü oluşturmayı hedefliyor. IIP standartlarının şirket bünyesinde noksansız kurulması ve uygulaması için yoğun bir şekilde çalışmalarını devam ettiren Perfetti Van Melle Türkiye, günümüzde dünya çapında 75 ülkede yaklaşık 40 bin organizasyonun ulaşmış olduğu, Türkiye’de ise sadece 11 şirketin sahip bulunduğu IIP Sertifikası’nı alan ilk gıda şirketi olma yolunda emin bir adım daha attı.

Investors in People (IIP), insan kaynağının gelişimine yönelik yaptığımız çalışmaları ne kadar doğru yaptığımızı, nasıl daha iyi yapabileceğimizi ve iş performansına ve rekabet gücüne nasıl yansıtabileceğimizi görmemizi sağlayacak, dünyadaki tek uluslararası insan kaynakları kalite standardıdır. 

Investors in People (IIP) şirket stratejileri ve insan kaynakları stratejisinin paralelliğini ve entegrasyonunu sağlayan bir yönetim aracıdır. Standart aynı zamanda, bir kuruluşun insan kaynağı yönetimi konusunda uluslararası uygulamalara göre hangi noktada olduğunu görmesini sağlayan bir kıyaslama ölçütüdür.

İş stratejisi ile İnsan yönetimi stratejisinin entegrasyonu olan IIP; şirketlere çalışanların kendilerini değerli hissettikleri, etkin bir biçimde yönetildikleri, geliştirildikleri ve tüm potansiyellerini ortaya koyabildikleri çalışma ortamlarının oluşturulmasına yönelik bir yol haritası sunuyor.  Perfetti Van Melle Türkiye, 10 ana göstergeden oluşan IIP ile, çalışan yönetim ve gelişimi konusundaki uygulamalarını uluslararası standarda uygun olacak şekilde geliştirmeyi hedefliyor.

Perfetti Van Melle Türkiye’de Çalışanlar  “Geleceğe Birlikte Ayna Tutmaya Varız!” diyor.

Çalışanlarının gelişimi ve memnuniyeti için yine en yükseğini hedefleyerek “Geleceğe Birlikte Ayna Tutmaya Var mısınız?!” sloganıyla IIP yolculuğunu başlatan Perfetti Van Melle Türkiye’nin  IIP ile; var olan insan odaklı gelişim ve yönetim kültürünü geliştirmeyi amaçladığını ifade eden Perfetti Van Melle Türkiye İnsan Kaynakları Direktörü İrem Suvat konuya ilişkin amaç ve hedeflerini ise şöyle açıklıyor:

“Perfetti Van Melle Türkiye İnsan Kaynakları olarak iddiamız; İnsan Kaynakları uygulamalarımızı dünya standartları çerçevesinde tescil ettirerek, uluslararası çapta bir başarıya imza atmak. Şirket çalışanlarımız bu yönde büyük bir emek ve gayret ile çalışmalarını sürdürmektedir. İş stratejilerimiz ile insan kaynakları uygulamalarının paralelliğini sağlayarak IIP standardına ulaşmak ve en çok çalışılmak istenen şirketler arasında yükselerek ilerlemek en büyük hedefimizdir. Çalışanlarımızın kendilerini gerçekten değerli hissettikleri, etkin bir biçimde yönetildikleri, geliştirildikleri ve tüm potansiyellerini ortaya koyabildikleri çalışma ortamlarının oluşturulmasına yönelik bugüne kadar birçok şey yaptık. Daha fazlasını da yaparak iddiamızı belgeleyeceğiz. İnsan odaklı yönetim ve gelişim  kültürümüzü geliştirmeye,  IIP  (Investors In People) İnsana Yatırım Yapan Şirket sertifikası ile devam edeceğiz.” dedi.

IIP  (Investors In People) modeli içinde,  çalışanların iş stratejilerinin belirlenmesi sürecine katılımı, öğrenme ve gelişim imkanları ve kültürü, fırsat eşitliği, çalışanların fikirlerine değer verilmesi, yetenek yönetimi, liderlik, adalet, açıklık ve güven, kariyer yönetimi, tanınma ve ödül, karar verme süreçlerine çalışanların katılımı, katılım kültürünün yaygınlaşması, sürekli gelişim gibi konular yer almakta.

Investors in People (IIP) Hakkında

Türkiye’de aralarında Garanti Bankası, Tofaş, Borusan Lojistik, Boehringer Ingelheim,  JTI , TNT, Ceva Lojistik, MCT, Thames Water gibi 11 şirketin sertifika aldığı IIP, dünyada da saygın bir konuma sahip.

Investors In People, 10 ana göstergeden oluşuyor. Bu göstergelerin tamamını karşılayan anlayış ve uygulamalara sahip olan organizasyonlar, uluslararası düzeyde "Investors In People”(İnsana Yatırım Yapan) organizasyon olarak tanınıyor ve  insana yatırımı performansa ve rekabet avantajına dönüştürüyorlar.

Investors in People,

  • Bir kuruluşun insanlarını ne ölçüde iyi yönettiğini ve geliştirdiğini değerlendirerek, bunların etkin bir biçimde yapılması için bir “yol haritası” sunmaktadır.
  • Şirket stratejileri ve insan kaynakları stratejisinin paralleliğini ve entegrasyonunun sağlar.
  • Bir kuruluşun insan kaynağı yönetimi konusunda uluslararası uygulamalara göre hangi noktada olduğunu görmesini sağlayan bir kıyaslama aracıdır.
  • Bir kuruluşun iş performansının ve rekabet gücünün çalışanlarının yönetimi ve geliştirilmesi yoluyla artırılması üzerine tasarlanmıştır.
  • İnsan kaynağının gelişimine yönelik yaptığımız çalışmaları ne kadar doğru yaptığımızı, nasıl daha iyi yapabileceğimizi ve iş performansına ve rekabet gücüne nasıl yansıtabileceğimizi görmemizi sağlayacak bir standarttır.

Bir kuruluşun “Investors in People” olarak tanınması, “daha yüksek performans için insana yatırım yapmayı taahhüt ettiği”ni ve aynı zamanda kuruluşun “mükemmeliyet standartlarına önem verdiğini” ifade eder.

www.iipturkiye.com

www.investorsinpeople.co.uk

Devamı...